Yalnızlıkla kucaklaştığım vakitler oldu
Hiçbir şey yapmadan bekledim sadece
Öylece bıraktım zamanın akışına
Mutlu olmak için bir şey yapmadım
Hiç galata kulesine gitmedim mesela
Ya da bisiklet sürmedim adalarda
Zaten bisikletim de yok
Süperman olmadığımı anladığım bu günlerde
Daha makul hayaller seçmeye çalıştım kendime
Bedenim beni yarı yolda bırakmadan
Kendimi 3-5 mutluluk verici anıyı yaşamaya adadım
Ve ''benliğimin'' bana öğütlediği şekilde
Sevmeye devam edeceğim. Severek mutlu olmaya.
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
9 Eylül 2014 Salı
Daha Vasiyetimi Yazmadım
Bugün ölecek gibiyim
Sabah uyandığımda ölümün eşiğindeydim
Kahvaltıdan hemen sonra az daha ölüyordum
Spordayken kesin öldüm dedim
Eve dönerken ölüm hep gölgemdeydi
Duştayken epey yaklaştım ölüme sanki
Akşamüstü daha rahat gibiydim
Pink Floyd dinlerken ölsem üzülmezdim
Akşam yemeğinde bile ölemedim
Gün bitiyor neredeyse ben hala ölmedim
Uyuyana kadar yazdım yine ölmedim
Dur bakalım.. Belki uykumda ölürüm.
5 Eylül 2014 Cuma
Zihinlere açılamayan zihinler
Farkedilememişler ki ! Açılamamış insanlar. Açılsalardı keşke. Açılsaydı herkes. Daha farklı gelişirdi her şey. Belki şiirler daha az yazılırdı. Belki de daha fazla.. Kişiden kişiye değişse de bu durum. Kabullenme sürecine daha çabuk giriş olacağından, daha az çetin geçerdi bence. Eğer açıldığında aldığın geri bildirim seni tatmin etmezse bile, (ki bu muallak) belki de ızdırap dolu süreç daha çabuk son bulur. Kaybetmeyi düşünen zihinler kabullenemiyor gerçekte cevabın onları soyut etmesi durumunda zaten o an dahi yenilmiş olduklarını ve işler istedikleri gibi gidecekse içinde bulundukları konumda dahi kazanmış olmadıklarını..
3 Eylül 2014 Çarşamba
Soprano ve Bass'ın evcikleri
Bir ev var tamam mı böyle yeşillik bir yerde insanlıktan uzak biraz ama o kadar da uzak değil. Bahçesi falan var yakınında göl nehir neyim bir şey var. İki sahibi var bu evin. Biri soprano diğeri bass. Bu evi bass'ın en yakın arkadaşı tasarlıyor. En üst katın çatısının bir kısmını cam yapıyor. Orada yatınca yıldızları gökyüzünü görüyorsun. Bahçede iki üç ufak kulübeleri daha var. Çok tatlı bir pandaları var çünkü ve bir de yavru filleri var çok sevimli bir şey o da bir tane de o muhitin hayvanları sığına bilsin diye. Bahçelerinde bambu ağaçları var mandalina ve muz ağacı da var ufak patates ektikleri bir yer var çünkü bass patates mandalina ve muzu çok sever. Ufak seramsı bir kısmı da var bahçenin değişik bitki ve meyvelerinde yetişebilmesi için evin içini sopranonun zevkine göre döşenmiş yer yer bass'ın dokunuşları olmuş tabi ki. Üst katın bir kısmından alt katın koridorunun bir köşesine inen bir direk var ve üst katta direğin geçtiği yerin etrafı delik ama karanlıkta tehlikeli olacak bir yerde değil. Çocukluğunda böyle bir şey olmasını hayal edermiş evinde üst kattan alt kata vııjjt diye kaymak için bir de ses yalıtımı yapılmış bir müzik odaları varmış içinde elektrodan akustiğe bassa bir çok gitar varmış bateri ve klavye de varmış trompet ve saksafon da tabi ki bir de bass'ın spor tutkusu adına bir spor odaları varmış ağırlıklar aletler falan varmış. Salonda kocaman bir televizyon seti varmış. Hiç televizyon izlemezlermiş ama filmlere bayılan bu insanlar film keyifleri için böyle bir sistem kurmuşlar kocaman bir film arşivleri varmış raflarca filmler izlemişler. Ve '' Kütüphaneleri ! '' üst katın uzuuun koridorunun tamamı kütüphaneymiş tabi ki salonun penceresiz bir tarafında da geniş bir kitaplık varmış önceden pek kitap okumazmış bass, soprano öğretmiş ona kitap okumayı onunla bu güzel alışkanlığı edinmiş bazen ona şiir okurmuş birinin yada kendinin alt katın koridorunda sopranonun çizimleri çerçeveletilmiş bir şekilde duruyormuş saprano aslında düşünmemiş bunu bass istemiş ''duvarlardan sen aksın asalım çizdiklerini ^^ '' demiş. Bu ev onların her zaman geldikleri bir yer değil onların kaçtıkları evmiş yazları dünyayı dolaşsalar da genelde iki üç haftasını mutlaka buraya ayırırlarmış. sonuçta filleri ve pandalarını özlüyorlarmış. Onlar bu eve '' Evcik '' demiş ve çok sevmişler o evi. anlaşılan ev de onları çok sevmiş..
(Ne ütopya değil mi) ( www.youtube.com/watch?v=3CWWWzVdlHY )
Uçsuz bucaksız tablonun hikayesi
Bir resim çizelim seninle
Hiç tamamlanmasın
Ama yarım da kalmasın
Hep sürsün o resim
Çiziledursun
Bir çok şey olsun resimde
Senden olsun. Benden olsun
Bizden olsun. Bizim olsun
Acı, tatlı, değişik, enteresan
Ama çoğunlukla güzellik olsun
İyilik..
Bir resim çizelim seninle
Ağaçlar olsun içinde
Hayvanlar da olsun
İyi insanlar olsun mesela
Güzel anılar da olsun
Bir resim çizelim seninle
Sonsuz bir sevgi olsun içinde
Senden öte benden öte
Bizim olmuş hislerde
Duygular silsilesinde
Rengarenk olsun
Bir resim çizelim seninle
Hiç bitmesin
Bitmesine izin vermeyelim
Çiziledursun
Sonsuz olsun
(ardı arkası kesilmeyen eylemler...)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)